bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - bursa escort - bursa escort - escort bursa - escort bursa -

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk”

Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk”
Çiftçinin derdi bitmiyor. Gün doğmadan tarlanın yolunu tutuyor, toprağı sürüyor, ekiyor, biçiyor. Bir yıl boyunca alın teri döküyor. Hasat zamanı geldiğinde ise aklında tek bir soru oluyor: “Bunca emeğin karşılığını alabilecek miyim?”
Mazot, gübre, su, işçilik derken yapılan hesap çoğu zaman tutmuyor. Ürün satılıyor ama borçlar, masraflar ve evin ihtiyaçları geride kalıyor.
Biz de yıllardır çiftçilik yapan Mehmet Amca’nın yanına oturduk. Çiftçiliği, geçim sıkıntısını, değişen hayatı ve geleceğe dair düşüncelerini konuştuk. Mehmet Amca öyle süslü cümleler kurmuyor. Ne yaşıyorsa onu anlatıyor.
— Mehmet Amca, ne iş yapıyorsun?
— Çiftçiyim evlat. Yıllardır bu işi yapıyorum. Toprağın başında büyüdük. Emeğimizi de ekmeğimizi de buradan kazandık.
— Ne ekiyorsun?
— Buğday ekiyorum, nohut ekiyorum. Yıllardır neyi nasıl ekeceğimizi biliriz. Toprağın dilinden anlarız. Ama son yıllarda iş değişti evlat.
— Nasıl değişti?
— Tarlaya girerken başka hesap yapıyorsun, hasat bitince başka hesapla karşılaşıyorsun. Mazot ayrı para, gübre ayrı para, işçilik ayrı para, su ayrı para… Her şeyin fiyatı artıyor.
— Peki bu yıl hasat nasıl geçti?
— Hasat iyi geçti diyelim. Ürün oldu, biçtik, kaldırdık. Ama ürünün olması yetmiyor ki evlat. Önemli olan o ürünün sana ne bıraktığı.
Bir yıl çalışıyorsun. Ekiyorsun, bekliyorsun, yağmurunu bekliyorsun, sıcağını çekiyorsun. Sonra ürününü satıyorsun. Bir bakıyorsun, elde avuçta yine bir şey yok.
— Yani emeğinin karşılığını alamadığını söylüyorsun?
— Alamıyoruz evlat. Bizim en büyük derdimiz bu.
Eskiden de her şey ucuz değildi. Eskiden de sıkıntı vardı. Ama bir fark vardı.
— Neydi o fark?
Mehmet Amca biraz duruyor, sonra başını sallayarak cevap veriyor:
— Eskiden yokluk vardı evlat, şimdi yoksulluk var.
— Aradaki fark ne?
— Eskiden ürünümüzü satardık, çocuklarımızı evlendirirdik. Komşunun düğünü olurdu, giderdik. Elimizden geldiğince Cumhuriyet altını takardık.
Şimdi düğüne giderken utanıyorum.
— Neden?
— İki yüz lira zor takıyoruz.
Eskiden düğüne giderken “Ne takacağız?” diye düşünürdük. Şimdi “Cebimizde ne kadar var?” diye düşünüyoruz.
İnsan utanıyor evlat. Yıllarca çalışmışsın, toprağın başında durmuşsun. Ama bugün bir düğüne gidip iki yüz lira takmak bile hesap kitap işi olmuş.
— Peki evin ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorsunuz?
— Elimizden geldiğince kendimiz üretmeye çalışıyoruz. Tavuklarımız var mesela. Evde yumurtamız oluyor. O tavuklar olmasa ne yumurta yiyeceğiz, ne et.
— Kasaba ne sıklıkla gidiyorsun?
Mehmet Amca gülümseyerek:
— Kasaba en son ne zaman gittiğimi hatırlamıyorum evlat.
— Kendinize, evinize en son ne zaman doğru dürüst bir şey aldınız?
— Üstümüze başımıza en son ne zaman doğru dürüst esvap aldığımızı hatırlamıyorum.
İnsan kendi ihtiyacını erteliyor. Önce çocuklar… Önce evin masrafı… Önce borçlar…
Kendimize sıra gelmiyor.
— Peki Mehmet Amca, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?
Bu kez Mehmet Amca uzun süre susuyor.
Sonra derin bir nefes alıp:
— Bundan sonra ekmeyi düşünmüyorum evlat.
— Çiftçiliği bırakmayı mı düşünüyorsun?
— İstemek başka evlat, mecbur kalmak başka.
Biz bu işi severek yaptık. Toprağa alıştık. Emeğimizi buradan kazandık. Ama insan bir yıl çalışıp da eline bir şey geçmeyince kendi kendine soruyor:
“Ben niye uğraşıyorum?”
Bak evlat…
Biz çocuklara yardım ediyorduk.
Şimdi yardıma muhtaç olduk.
— Bu sözün çok ağır Mehmet Amca.
— Ağır tabii evlat. Ama gerçek.
Biz çocuklarımızı büyüttük. Okuttuk. Evlendirdik. Elimizden geldiğince destek olduk. “Biz çektik, çocuklarımız çekmesin” dedik.
Şimdi dönüp bakıyoruz, kendi masraflarımızı bile karşılamakta zorlanıyoruz.
— Peki sence çiftçi üretmezse ne olur?
— Ne olacak evlat?
Buğdayı kim ekecek?
Nohudu kim ekecek?
İnsanlar ne yiyecek?
Bunları düşünen var mı, bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Çiftçi bu masrafın altında ezilirse, yarın tarlaya girecek insan bulamazsınız.
Mehmet Amca’nın ardından…
Sohbetimiz bittiğinde Mehmet Amca’nın bir sözü aklımda kaldı:
“Biz onlara yardım ediyorduk, yardıma muhtaç olduk.”
Aslında bu tek cümle, bugün çiftçinin yaşadığı sıkıntıyı anlatmaya yetiyor.
Çünkü çiftçi yalnızca kendi tarlasını ekmiyor.
Bu ülkenin sofrasını, mutfağını ve geleceğini de ayakta tutuyor.
Ama çiftçi kendi evinin mutfağında ne yiyeceğini düşünüyorsa, düğüne giderken cebindeki parayı hesaplıyorsa, yıllardır çalışmasına rağmen üstüne başına doğru dürüst bir şey alamıyorsa burada hepimizin durup düşünmesi gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca Mehmet Amca'nın meselesi değil.
Mesele toprağın meselesi.
Mesele üretimin meselesi.
Mesele bu ülkenin sofrasının meselesi.
Çiftçiye “Üret” demek kolay.
Asıl mesele, çiftçinin ürettiği zaman emeğinin karşılığını alabilmesini sağlamak.
Yoksa bugün tarlasını ekmekten vazgeçen çiftçinin kararı, yarın hepimizin sofrasına yansır.
Mehmet Amca'nın sözleri belki bir çiftçinin sitemi gibi görünüyor.
Ama aslında hepimize sorulan çok daha büyük bir soru var:
“Biz üretmezsek, bu ülke ne yiyecek?”

Bu yazı 4 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum